BİRLEŞMİŞ MİLLETLER Birleşmiş Milletler II.Dünya Savaşının ardından XX.yüzyılın ilk yarısında yaşanan ve insanlığa büyük acılar getiren savaşların ve barışa karşı tehditlerin tekrarını önlemek ve uluslararası barış ve güvenliği korumak amacıyla kurulmuştur. Birleşmiş Milletler Yasası, 26 Haziran 1945 yılında aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 50 ülke tarafından imzalanmış ve bu ülkeler kurucu üye olmuşlardır. BM Yasasında öngörüldüğü üzere, BM Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesi de dahil BM'nin diğer üye devletlerinin çoğunluğunun BM kurucu belgesinin onay işlemlerini tamamlamasıyla 24 Ekim 1945 tarihinde resmen kurulmuştur. Şu anda en son olarak İsviçre ve Doğu Timor'un da üye olmasıyla üye devlet sayısı 191'e yükselmiştir. Evrensel niteliği ile uluslararası toplumun ortak iradesini en geniş şekilde ortaya koyabileceği tek kuruluş olan ve sosyal kalkınma, kadının rolü, sürdürülebilir kalkınma, çevre, gıda, sağlık, doğal kaynaklar gibi meselelere çözüm üretmek için çaba gösteren Birleşmiş Milletler’in çatışmaların önlenmesi, yoksullukla mücadele, ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin giderilmesi, refahın arttırılması ve yaygınlaştırılması amacıyla yürüttüğü faaliyetlerin sonuna kadar desteklenmesi, büyük-küçük bütün üye ülkelerin Birleşmiş Milletler Yasasının öngördüğü ilke ve yöntemleri tümüyle ve samimi olarak benimsemeleri, Birleşmiş Milletler kararlarına tam olarak uymaları insanlığın geleceği açısından hepimize düşen bir yükümlülük ve zorunluluktur. Birleşmiş Milletler (BM) Teşkilatı, kuruluşundan itibaren kadın konusu ile de yakından ilgilenmiştir. 1945 yılında kabul edilen ilk uluslararası yasal doküman "İnsan Hakları Bildirgesi" kadın-erkek eşitliği prensibinin uluslararası planda kabulünün BM tarafından ilanı anlamını taşımaktadır. 1946 yılında BM içinde Kadının Statüsü Komisyonu kurulması ve bugüne kadar BM tarafından dört defa Dünya Kadın Konferansı düzenlenmesi de bu ilginin göstergesidir. 1975 yılı Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Kadın yılı olarak belirlenmiştir. Aynı yıl ilk Birleşmiş Milletler Dünya Kadın Konferansı Mexico City’de gerçekleştirilmiş olup, Konferansta toplumsal cinsiyet eşitliğinin tam olarak sağlanması ve ayrımcılığın önlenmesi, kadının kalkınmaya katılımı ve entegrasyonu, dünya barışının sağlamlaştırılmasına kadınların katkısının artırılması konuları üzerinde durulmuştur. 1976-1985 yılları arası “Kadın On yılı” olarak ilan edilmiş olup, 1980 Kopenhag Konferansı ilk beş yılda kaydedilen aşamayı değerlendirmek amacını taşımıştır. 15-26 Temmuz 1985 tarihlerinde Nairobi’de Kadın İçin Eşitlik, Kalkınma ve Barış konularında Birleşmiş Milletler Kadın On Yılının Başarılarının Gözden Geçirilmesi ve Değerlendirilmesi Dünya Konferansı gerçekleştirilmiş ve 157 ülkenin resmen temsil edildiği,pek çok hükümetler arası organizasyon ve kuruluşun katıldığı Konferansta “Kadının İlerlemesi İçin Nairobi İleriye Dönük Stratejileri”kabul edilmiştir. 4-15 Eylül 1995 tarihlerinde Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konsey’in kararıyla Çin/Pekin’de bir taahhütler konferansı olarak planlanan ve gerçekleştirilen IV. Dünya Kadın Konferansı gerçekleştirilmiştir.189 ülke temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen Konferansın sonucunda Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu isimli iki belge kabul edilmiştir. Konferansa geniş bir heyetle katılan Türkiye, her iki belgeyi de hiç çekince koymadan kabul etmiştir. Pekin Deklarasyonu, hükümetleri kadının güçlendirilmesi ve ilerlemesi, kadın-erkek eşitliğinin artırılması ve toplumsal cinsiyet perspektifinin politika ve programlara yerleştirilmesi konularında yükümlü kılmakta ve Eylem Platformunun hayata geçirilmesini öngörmektedir. Eylem Platformu ise kadının güçlendirilmesinin gündemi olarak tanımlanmaktadır. Kadının özel ve kamusal alana tam ve eşit katılımı önündeki engellerin kadınların ekonomik, sosyal, kültürel ve politik karar alma pozisyonlarında ve mekanizmalarında yer almaları yoluyla ortadan kaldırılabileceğini ifade etmektedir. Konferansta, ülkemiz 2000 yılına kadar, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine konulan çekincelerin kaldırılmasını, anne ve çocuk ölümlerinin %50 azaltılması, zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılması, kadın okur-yazarlığının %100’e çıkarılması, yönünde taahhütte bulunmuştur. Taahhütlerden bir kısmı yerine getirilmiş diğer konulardaki çalışmalar devam etmektedir. CEDAW’a koyduğumuz çekinceler kaldırılmıştır. Zorunlu eğitim 8 yıla çıkarılmıştır. Okur-yazarlığın %100’e çıkarılması amacıyla çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Halen ülkemizde kadınların %22.5’i okuma-yazma bilmemektedir. Çocuk ölüm hızı azalarak binde 9.8’e düşmüştür. Türkiye'nin "Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu" doğrultusunda Aralık 1996'da geliştirdiği IV. Dünya Kadın Konferansı'nın sonuçlarının uygulanması ve izlenmesine ilişkin "Ulusal Eylem Planı", mümkün olan en geniş katılım ile (kamu-kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, sendikalar, meslek örgütleri ve medya kuruluşların temsilcileri) Kadının statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda hazırlanmıştır. Kadının İlerlemesi İçin Nairobi İleriye Dönük Stratejiler ve 1995 yılında gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler (BM) Dördüncü Dünya Kadın Konferansı sonucunda kabul edilen Pekin Deklarasyonu ve Pekin Eylem Platformunun tam olarak uygulanması amacıyla 5-9 Haziran 2000 tarihleri arasında New York’ta, 5 yılda edinilen kazanımlar, karşılaşılan engeller, son beş yılda dünyada meydana değişmelerin kadın gündemine yansımaları ve geleceğe yönelik eylem ve girişimlerin ele alındığı “Kadın 2000: 21 Yüzyıl için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Kalkınma ve Barış (Pekin+5)” başlıklı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Özel Oturumu gerçekleştirilmiştir. Özel oturuma bir heyetle katılan ve aktif rol oynayan Türkiye aşağıdaki önerilerin sonuç belgesinde yer almasını sağlamıştır;
Pekin Eylem Platformu ve Pekin+5 Sonuç Belgesinin koordinasyon ve takip işlevi yürüten Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü çeşitli Kurumlar tarafından düzenlenen toplantılara katılmakta, görüş bildirmektedir. Bu iki metnin bir araya getirildiği bir kitap hazırlanarak yaygın bir şekilde dağıtılmıştır.
Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) 1975 yılında Mexico-City'de gerçekleştirilen BM Birinci Dünya Kadın Konferansı ile ivme kazanan, kadının statüsünün yükseltilmesine yönelik uluslararası çabaların sonucu olarak, BM Genel Kurulu tarafından 1979 yılında kabul edilen Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) 1 Mart 1980 tarihinde BM üyesi ülkelerin imzasına açılmıştır. Sözleşme, 1981 yılında 20 ülkenin onayını takiben yürürlüğe girmiştir. Türkiye anılan Sözleşme'yi 1985 yılında imzalamış ve CEDAW Sözleşmesi ülkemiz açısından 19 Ocak 1986'da yürürlüğe girmiştir. Arasında Türkiye'nin de bulunduğu sözleşmeye taraf ülke sayısı Haziran 2002 tarihi itibariyle 172'ye ulaşmıştır ve bu sayının giderek arttığı gözlemlenmektedir. CEDAW Sözleşmesinin temel hedefi, toplumsal yaşamın her alanında kadın-erkek eşitliğini sağlamak amacıyla, kalıplaşmış kadın-erkek rollerine dayalı önyargıların yanısıra geleneksel ve benzer tüm ayrımcılık içeren uygulamaların ortadan kaldırılmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda, Sözleşme ile sosyal ve kültürel davranış kalıplarını değiştirmek için gerekli tüm geçici ve özel önlemlerin alınması hükme bağlanmaktadır. Sözleşme kadınlara karşı ayrımcılığı önlemek için var olan tek yasal ve bağlayıcı dokümandır. Türkiye Sözleşmeye katılma sırasında Türk Medeni Kanununun evlilik ve aile ilişkilerini düzenleyen bazı hükümleri ile çelişmesi nedeniyle Sözleşmenin bazı maddelerine çekince koymuştur. Türkiye’de kadın erkek eşitliğinin sağlanması doğrultusunda yürütülen olumlu gelişmeler çerçevesinde çekincelerin kaldırılması bir zorunluluk olarak kendini göstermiştir. Bu amaçla Dışişleri Bakanlığı ile temasa geçilerek bir yazı gönderilmiş ve bu yazıda çekincelerin kaldırılması doğrultusundaki görüşler ortaya konmuştur. Söz konusu çekincelerin kaldırılması Başbakanlık ve ilgili kurumlar tarafından da uygun görülmüş ve gerekli işlemler yürütülmüş olup, Birleşmiş Milletler nezdindeki Daimi Temsilciliğimizce BM Sekreteryasına çekinceleri kaldırmak istediğimiz hususu bir nota ile bildirilmiştir. Bu amaçla yapılan çalışmalar sonucunda 20 Eylül 1999 tarihi itibariyle çekinceler kaldırılmıştır. CEDAW Sözleşmesi 18.maddesi uyarınca; taraf devletler, Sözleşmenin ülkelerinde yürürlüğe girmesini takip eden bir yıl içinde ilk raporlarını, daha sonrada her dört yılda bir dönemsel ülke raporlarını CEDAW Komitesine sunmak zorundadırlar. Komite, Sözleşmenin 17.maddesi uyarınca kurulmuş olup, Sözleşme hükümlerinin uygulanmasını denetlemekle görevlendirilmiş olan organdır. Komite, kadınların ilerlemesi ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması konusunda ülkelerin sağladıkları ilerleme ve karşılaşılan engelleri içeren ülke raporlarını görüşmekte ve çeşitli sorular yönelterek ülkenin kadın hakları konusunda ulaşmış olduğu durumu analiz etmekte ve tavsiyelerde bulunmaktadır. Söz konusu zorunluluk kapsamında Türkiye Komiteye, İlk Raporunu 29 Ocak 1990 yılında, İkinci raporunu 7 Şubat 1994 yılında, İkinci ve Üçüncü Birleştirilmiş Dönemsel Ülke Raporunu ise 17 Ocak 1997 tarihinde sunmuş ve savunmuştur. Türkiye bu çerçevede, ilk üç raporunu sunmuş, bu yıl birleştirilmiş Dördüncü ve Beşinci Ülke Raporunu sunacaktır.
Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (CEDAW) Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (CEDAW),1982 yılında bir uzmanlık komitesi olarak kurulmuştur ve dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen 23 kadın konusu uzmanından oluşmaktadır. Komite, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesine taraf olan ülkelerdeki kadınlara ilişkin var olan durumu ve gerçekleştirdikleri gelişmeleri izler. Taraf ülkeler, Sözleşmeyi onaylama ve kabul etmelerinin ardından ülkelerindeki kadınlara karşı ayrımcılığın ortadan kaldırılmasının önündeki engelleri ve sorunları belirler. Komite, bu engellere ilişkin alınan ulusal önlemleri ve uygulamaları gözden geçirir ve gelişmeleri izler. Komite yılda iki kez toplanır ve taraf ülkenin üyelik tarihinden bir yıl sonra ilk, daha sonra ise her dört yılda bir sunulacak olan diğer ulusal raporlarını gözden geçirir. Bu raporlar, kadının statüsünü geliştirmeye yönelik olarak alınan ulusal tedbirleri ve eylemleri kapsar ve hükümet temsilcileri tarafından komiteye sunumu yapılır. Bu sunumun ardından Komitenin uzmanları ulusal rapora dönük yorumlarda bulunurlar ve ek bilgiler isterler. Bu prosedür çeşitli ülkelerdeki anti-ayrımcılık politikalarını analiz etmek ve bilgi alışverişine olanak sağlar. Komite aynı zamanda üye ülkelerin daha fazla çaba sarfetmeleri gerektiğine inandığı konularda o ülkeye önerilerde bulunur. Örneğin Komite, 1989 yılında gerçekleştirilen toplantıda bütün ülkelerden kadına karşı şiddet konusunda bilgi istemiş, 1992 yılında ise Genel Öneri 19’u kabul etmiştir. Genel Öneri 19, ulusal raporlarda kadına karşı şiddet konusunda istatistiksel veriler bulunmasını, şiddet kurbanlarına yönelik sunulan hizmetler konusunda bilgiyi, seksüel şiddet, aile ve işyerinde cinsel taciz gibi kadınların her gün yaşadıkları şiddetten korumak için alınan yasal ve diğer önlemler hakkında bilgiyi kapsamasını talep eder. CEDAW Komitesin 23 üyesi, üye ülkeler tarafından Sözleşmede yer alan alanlarda çalışan ve deneyimi olan adaylardan seçilir. Bu seçim, çeşitli coğrafi bölgelerden eşit olarak yapılır. Komiye yönetimi, başkan, 3 başkan yardımcısı, ve bir raportörden oluşur. Başkan BM Sekreteryası ile çok yakın çalışır ve tartışmalar, karar alma süreci, ülke sunumları, tavsiyeler dokümanların hazırlığı da dahil olmak üzere tüm prosedürden başkan sorumludur. Bunun yanısıra ilgili tüm faaliyetlerde (uluslararası toplantılar, hükümetlerarası toplantılar, Genel Kurula öneride bulunma) Komiteyi temsil eder. CEDAW Komitesinde 1993-1996 yılları arasında Sayın Gül AYKOR uzmanlık yapmış, 1997 yılından buya da Sayın Prof.Dr.Ayşe Feride ACAR Komite üyesidir. 2002 yılındaki yeni başkan seçimi sırasında 7 uzman başkanlığa aday olmuş ve Prof.Dr.Ayşe Feride ACAR başkan olarak seçilmiştir.
Birleşmiş Milletler CEDAW Sözleşmesi İhtiyari Protokolü Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne (CEDAW) ilişkin olarak hazırlanan İhtiyari Protokol Birleşmiş Milletlerin 6 Ekim 1999 tarihli 54.Genel Kurulunda kabul edilmiş ve CEDAW Sözleşmesine imza koyan ülkelerin katılım ve onayına sunulmuştur. Eylül 2002 tarihi itibariyle 75 devlet İhtiyari Protokolü imzalamış, Türkiye dahil 45 devlet ise Protokolü onaylayarak taraf olmuştur. Türkiye başından beri olumlu baktığı ve hazırlık çalışmalarında destekleyici rol oynadığı Protokolü 8 Eylül 2000 tarihinde imzalamış ve 30 Temmuz 2002 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak Protokole taraf olmuştur. Protokol ülkemizde 29 Ocak 2003 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. İhtiyari Protokolü onaylayan ülkeler, Sözleşmenin uygulanmasını denetlemekle yükümlü CEDAW Komitesinin Sözleşmenin tanıdığı hakların ihlali konusunda bireylerce veya gruplarca veya onların rızası ile onlar adına yapılan şikayetleri kabul etme ve inceleme yetkisini tanıyacaklardır. CEDAW Komitesi inceleme sonucunda ihlal ile suçlanan ülkeyi, gerekli önlemleri almaya ve şikayette bulunan birey veya grupların haklarına zarar vermekten imtina etmeye çağırabilmektedir. Protokol CEDAW kapsamındaki hakların ihlali halinde bildirim usulü ile ağır veya sistematik ihlal hallerinde ise Komite tarafından soruşturma başlatılması usulünü öngörmektedir. İhtiyari Protokol taraf devletlere imza, katılım veya onay aşamasında soruşturma prosedürünü kabul etmeme hakkı tanımakta olup, 17 nci madde Protokol hükümlerine çekince konulamayacağını öngörmektedir. Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konsey (EKOSOK) Birleşmiş Milletler Yasası uyarınca, Birleşmiş Milletler Örgütünün tüm organları arasında ekonomik ve sosyal konularda gereken eşgüdümü sağlamak üzere kurulmuştur ve seçimle göreve gelen 54 üye ülkeden oluşur. Türkiye'nin de üye olduğu Ekonomik ve Sosyal Konsey (EKOSOK) küresel boyutta uluslararası ekonomik ve sosyal sorunların görüşülmesi için merkezi bir forum niteliğindedir. Bu alanlarda kararlar alıp, üye ülkelere tavsiyelerde bulunur. İstatistik, Nüfus, Sosyal Kalkınma, Sürdürülebilir Kalkınma, İnsan Hakları, Kadının Statüsü, Uyuşturucu Maddeler, Enerji, Suçun Önlenmesi ve Ceza Adaleti, İnsan Yerleşimleri gibi Komisyon ve Komiteler halinde çalışmalarını sürdürür. Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü kuruluşundan bu yana EKOSOK'un kadınla ilgili olarak aldığı kararları izlemekte ve tavsiyelerini dikkate almaktadır. Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu (KSK) 21 Haziran 1946 yılında 11(II) sayılı EKOSOK kararıyla, EKOSOK'un işlevsel Komisyonlarından biri olarak kurulmuştur. KSK'nın temel amacı, kadın-erkek eşitliği ilkesinin uygulamasını sağlamaktır. Bu çerçevede KSK, Konseye siyasi, ekonomik, sosyal ve eğitime ilişkin alanlarda kadın haklarının geliştirilmesine yönelik ve kadın hakları alanında acil çözüm gerektiren sorunlar hakkında tavsiyelerde bulunur ve bu konulara ilişkin rapor hazırlamakla görevlidir.
KSK, Birleşmiş Milletler sistemi içerisinde cinsiyet eşitliğini teşvik eden öncül kuruluştur ve 1995 yılında gerçekleştirilen Dördüncü Dünya Kadın Konferansının izlenmesi ve Konferansın Eylem Platformunda yer alan uygulamaların gerçekleştirilmesini düzenli bir şekilde denetlemekle görevlidir. Komisyon hükümetlerarası (intergovernmental) bir organ olup, dört yıllığına seçilen 45 üye ülkeden oluşmaktadır. Üye ülkeler bölge esasına göre olmak üzere, 13 üye Afrika ülkelerinden, 11 üye Asya ülkelerinden, 4 üye Doğu Avrupa ülkelerinden, 9 üye Latin Amerika Karayipler ülkelerinden, 8 üye de Batı Avrupa ve diğer ülkelerden seçilmektedir. Türkiye son olarak 1998 yılında üyeliğe seçilmiştir ve 2002 yılında sona eren üyelik süresinin ardından 4 yıllığına tekrar seçilmiştir. BM Kadının Statüsü Komisyonu her yıl Mart ayında 10 günlük bir süre için toplanmaktadır. 1995 Dördüncü Dünya Konferansından bu yana Komisyon her yıl diğer gündem maddeleri yanında Pekin Eylem Platformu kritik alanlarını gözden geçirmektedir. KSK Mart 2001 tarihindeki 45. Dönem toplantısında, 2002-2006 Çalışma Programı da belirlenmiştir. Buna göre KSK, 2002 yılında,
2003 yılında,
2004 yılında,
2005 yılında, Pekin+5 ‘in gözden geçirilmesi Kadının güçlenmesi ve ilerlemesine yönelik ileriye yönelik stratejiler 2006 yılında, Kadının kalkınmaya katılımı (eğitim, sağlık ve istihdam) Karar alma mekanizmalarında kadın erkek eşitliği konularını görüşmeye karar vermiştir. KSK'nın 2002-2006 çalışma programı çerçevesinde, 4-15 Mart 2002 tarihinde gerçekleştirilen 46.dönem toplantısının gündemini oluşturan yoksulluk ve doğal afetler konusunda toplantıya katılan heyetimiz bir sunum yaparak, Türkiye'nin Afgan kadınlara yapılacak yardımlara verdiği önem, yoksulluk bağlamında kadın erkek arasında derinleşen eşitsizlik, Pekin Eylem Platformu kapsamında Türkiye'nin taahhütlerine dönük aldığı önlemler gibi konuları vurgulamıştır. Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu (KSK), yine 2002-2006 yıllarını kapsayan çalışma programında “Çevre Yönetimi ve Doğal Afetlerin Etkilerinin Hafifletilmesinde Cinsiyet Perspektifi” konusunu, 2002’de yapılacak yıllık oturumunun öncelikli temalarından biri olarak belirlemiştir. Bu nedenle, Birleşmiş Milletler Kadının İlerlemesi Bölümü (DAW) 2002 yılı öncesinde bu konuyu etraflıca ele almak üzere bir uzmanlar toplantısı planlamış ve 1999 yılında yaşadığımız elim deprem felaketinden dolayı toplantının ülkemizde yapılması planlanmıştır. Bu kapsamda, “Çevre Yönetimi ve Doğal Afetlerin Etkilerinin Hafifletilmesinde Cinsiyet Perspektifi” konulu toplantının Birleşmiş Milletler Kadının İlerlemesi Bölümü (DAW) ile Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğünün işbirliğinde, Türkiye ile Birleşmiş Milletlerden uzman ve gözlemciler katılımıyla 6-9 Kasım 2001 tarihlerinde Ankara’da bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Toplantının sonucunda konuya ilişkin öneriler belirlenmiş ve bir sonuç raporu hazırlanmıştır.
|
|---|