AVRUPA BİRLİĞİNDE KADIN VE ERKEKLER İÇİN
FIRSAT EŞİTLİĞİ ANLAYIŞI

1-Avrupa Birliği’nde kadın ve erkeklere eşit davranma ilkesinin sağlanmasına yönelik yasal çerçeve;

Kadın ve erkekler için fırsat eşitliğinin sağlanması Avrupa Birliğinin sosyal politikası kapsamında ele alınmaktadır. Kadın ve erkeklere eşit fırsatlar tanınması; demokrasinin temel prensibi olarak görülmekte, Birliğin, gelecekte ekonomik başarı ve sosyal bir bütünlük sağlayabilmesinin çok önemli bir unsuru olarak kabul edilmektedir.

Kadın ve erkeklere eşit olanaklar sağlanmasına ilişkin Topluluk Politikası 1957 yılında Roma Antlaşmasının 119. maddesinde aynı işte çalışan kadın ve erkek işçilere eşit ücret ödenmesi prensibinin yer alması ile başlamıştır. 1970’li yılların başlarından itibaren Avrupa Birliği (AB) Komisyonu gerek hazırladığı direktif taslakları, gerek bilinç arttırma kampanyaları ve bu konudaki çalışmaları destekleme yolu ile konuyu sadece Birliğe Üye Ülkeler düzeyinde değil bölge ülkelerinin de gündemine taşımıştır. Avrupa Birliği Maastricht Antlaşması ve Amsterdam Antlaşması ile kadın ve erkeklere eşit fırsatlar sağlanması gereğini çalışma hayatının dışındaki sosyal ve siyasal alanlara da taşımıştır.

1970’li yıllarda AB Komisyonu, 1974 yılındaki Sosyal Politika faaliyet Programını ve 1975 yılındaki çalışma hayatında kadın ve erkeklere muamele eşitliği memorandumunu (muhtıra) temel alarak ve yukarıda sayılan Anlaşmalara dayanarak hazırladığı kadın erkek fırsat eşitliğine yönelik çok sayıdaki direktif taslağını Avrupa Birliği Konseyine sunmuştur. Aşağıdaki taslaklar konsey tarafından kabul edilmiş, üye devletlerden ve aday ülkelerden bu alanlarda ulusal yasalarını söz konusu direktiflere uygun olarak düzenlemeleri istenmiştir.

Ancak toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik olarak çıkarılmış direktifler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan şikayetler dikkate alınarak değiştirilmektedir. Örneğin Annelik izni ve ebeveyn iznini düzenleyen direktifler ile ilgili olarak yeni düzenlemeler yapılmaktadır.

Ayrıca Avrupa Birliği mevzuatını hayata geçirebilmek için, Konsey direktiflerini takip etmenin yanı sıra, Konsey’in ve Komisyon’nun konuyla ilgili olarak çıkarmış olduğu kararları ve tavsiye kararlarını, Konsey’in ilke kararlarını ve sonuç belgelerini ve Komisyon tebliğlerini takip etmek de gerekmektedir.

2- Kadın ve erkeklere eşit fırsatların sağlanmasına yönelik birliğin stratejisi bağlamında toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının ana plan ve programlara yerleştirilmesi -(Gender Mainstreaming) -

Hükümetlerin ve toplumun diğer aktörlerinin politika ve programlarını oluştururken Toplumsal Cinsiyet Eşitliği bakış açısı ile davranmaları gereği ve bunun için kararlarını almadan önce kadın ve erkeklerin bu kararlardan nasıl etkileneceklerini analiz etmeleri konusu 1995 yılında Pekin Eylem Platformunda kabul edilmiştir.

Birleşmiş Milletler düzeyinde ele alınan konu, Avrupa Birliğinin gündemine, Avrupa Birliği Komisyonunun 1996 yılında kabul ettiği –“ Birliğin tüm politika ve faaliyetlerinin kadınlar ve erkekler için fırsat eşitliği anlayışı ile düzenlenmesi” [COM(96)67 final] tebliği ile getirilmiş, Amsterdam Antlaşması ( 2 Ekim 1997- Amsterdam) ile yasal temeli oluşturulmuştur. Amsterdam Antlaşmasının 2.ve 3. maddelerinde, Birliğin amaçları ve görevleri arasında, eşitsizlikleri yok etmek kadın ve erkekler arasında eşitliği geliştirmek açıkca ifade edilmektedir.

Avrupa Birliği Komisyonu Amsterdam Anlaşmasının sağladığı yasal temele dayanarak 2001-2005 yıllarını kapsayan dönem için Birliğin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çerçeve Stratejisini hazırlamıştır. Çerçeve Strateji belgesinde; demokrasinin AB’ye üye ülkeler ve aday ülkeler için temel bir değer olduğu ve Birliğin kalkınma politikalarında anahtar rol oynadığı belirtilerek, AB’nin bu demokrasi anlayışının tam anlamıyla gerçekleşebilmesinin tüm vatandaşların, kadınların ve erkeklerin ekonomide, karar alma mekanizmalarında, sosyal, siyasal ve kültürel hayatın her alanında eşit olarak temsil edilebilmelerinden geçtiği vurgulanmıştır. Hayatın her alanına eşit olarak katılım ve temsilin sağlanabilmesinin ise kadınların ve erkeklerin hayatlarını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyecek politikaların toplumsal cinsiyet eşitliğini hedeflemesi, politikalar oluşturulurken ve uygulanılırken kadınların ilgi, ihtiyaç ve isteklerinin erkeklerinki ile aynı önemde olduğunun dikkate alınması gereği üzerinde durulmuştur. Belgede Sürmekte olan eşitsizliklerin ortadan kaldırılması için ise, kadınların lehine özel önlemler alınması gerektiği dikkate alınmıştır.

Ayrıca üye devletlerden toplumsal cinsiyet analizi yapmaları için bilgi toplamaları ve bilgileri işlemeleri istenmiş, toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışı ile istihdam, bütçe, kalkınma politikalarını yapılandırmaları ve bu anlayışı uygulamaya geçirebilmek amacıyla eğitim yapmaları istenmiştir. Üye devletlerden sağlık ve eğitim alanlarında da Toplumsal Cinsiyet Eşitliği anlayışının yerleştirilmesi istenmiştir. Birliğe üye ülkelerde ve aday ülkelerde kadının insan haklarını vurgulayan ve destekleyen bilinç arttırma kampanyaları yapmaları istenmiştir. Birliğin toplumsal cinsiyet eşitliği çerçeve stratejisi hakkında daha detaylı bilgiye http://europa.eu.int/scadplus/leg/en/cha/c10932.htm adresinden ulaşılabilir.

AVRUPA BİRLİĞİ MÜKTESEBATININ ÜSTLENİLMESİNE İLİŞKİN ULUSAL PROGRAMDA TÜRKİYE’NİN KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNİN SAĞLANMASINA YÖNELİK TAAHHÜTLERİ

Türkiye, Avrupa Birliği uyum sürecine yönelik olarak 2005 yılı sonuna kadar yapacağı çalışmaları, 24 Temmuz 2003 tarihinde uygulanmaya başlanan “Türkiye Cumhuriyeti AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Ulusal Programı”ında http://www.abgs.gov.tr/up2003/up.htm belirlemiştir. 2005 yılı sonuna kadar kadın Erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik taahhütler anılan Programın ikinci bölümü (Siyasi Kriterler) ile 13. Bölümü (Sosyal Politika ve İstihdam)’da yer almaktadır. Ulusal Program’ın Siyasi Kriterler ( Bölüm II) Tüm Bireylerin, Ayrım yapılmaksızın Tüm Temel Hak ve Özgürlüklerin Tam Olarak Yararlandırılmasından söz edilen 7. kısmında “ Kadın – erkek eşitliğinin özellikle uygulamada sağlanması bir öncelik alanı olacaktır” ibaresi yer almaktadır.

Kadın – erkek eşitliği ve ayrımcılığın önlenmesi başlıkları Ulusal Programın Sosyal Politika ve İstihdam ( 13. Bölüm)’ündedir. 2004 yılının üçüncü çeyreğine ve 2005 yılı sonuna kadar uyum sağlanması gereken AB mevzuatı, 13.1.4, 13.1.5 alt bölümlerinde yer almış, uyumu sağlayacak sorumlu kuruluş olarak Çalışma ve sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü belirlenmiştir.

Genel Müdürlük ülkemizde doğum izinleri hakkını tanıyan yasaların, AB mevzuatına uyumunda (Ulusal Program, Bölüm 13.1.4- 5,6 ) sorumlu kuruluş olarak yer almaktadır. Ulusal Programın hayata geçirilmesi için yapılması gerekenler bölümünde ( Ulusal Program sf:501 ) Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğünün kurumsal yasal temelinin güçlendirilmesinin 2004 yılında gerçekleştirileceği yer almaktadır.

Ulusal Programdaki, taahhütler doğrultusunda, Genel Müdürlüğün Teşkilat Yasasının çıkarılması için çalışmalar sürdürülmektedir. Teşkilat Yasa Tasarısı TBMM Genel Kurulundadır.

Doğum izinlerini yeniden düzenleyen ve Ebeveyn izni hakkını getiren Yasa Tasarısı Taslağı AB Konseyinin ilişkin Direktifleri dikkate alınarak Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanmıştır. “Devlet Memurları Kanunu, İş Kanunu, Sosyal Sigortalar Kanunu ve Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Taslağı”adlı Taslak, Başbakan Yardımcılıkları, Devlet Bakanlıkları, Bakanlıklar ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınarak yeniden düzenlenmiş ve 12.3.2002 tarihinde Başbakanlığa sunulmuştur. 3 Kasım 2002 tarihli seçimleri takiben kurulan 58. ve 59 uncu Hükümetler döneminde Tasarı Taslağının atıfta bulunduğu İş Kanunu ve Emekli Sandığı Kanunu’nda farklı düzenlemelere gidilmesi nedeniyle, Taslak yeniden gözden geçirilerek bir kez daha kurumların görüşüne sunulmuştur. Kurumlardan gelen görüşler doğrultusunda Tasarı Taslağı düzeltilerek Başbakanlığa sunulmuştur.

Konsey Direktiflerinin, doğum izinleri ve ebeveyn izni dışında kalanlarının mevzuat uyum çalışmaları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından sürdürülmektedir.