Kadına Yönelik Şiddet

Türkiye’de kadına yönelik şiddete ilişkin tüm ülkeye genellenebilecek istatistiki veriler henüz bulunmamaktadır. Ancak 2003 yılında gerçekleştirilen ve tüm ülkeyi temsil edebilecek nitelikte olan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmasında, aile içi şiddet biçimlerinden özellikle fiziksel şiddete ilişkin tutumlarını ne kadar içselleştirdiklerinin belirlenmesi amacıyla kadınların ekonomik ve cinsel nedenlere dayalı olarak kocanın fiziksel şiddet uygulamasını haklı bulup bulmadıklarına dair sorular sorulmuştur. Araştırma kapsamında bulunan 15-49 yaş grubunda kadınların %39'u belirtilen nedenlerden en az birini kocasının kendisini dövmesi için haklı bir neden olarak belirtmiştir.

Araştırmada kadınların şiddeti kabullenme durumu kadının yaşı, eğitim durumu, yaşadığı bölge ve çalışma durumuna göre oldukça büyük farklılıklar göstermektedir. Bulgulardan bazıları aşağıda yer almaktadır.

  • 15-19 yaş grubunda bulunan kadınların %63'ü,
    45-49 yaş grubunda bulunanların %39'u belirtilen nedenlerden birini haklı bulmuştur.
  • Eğitimi olmayan ya da ilkokul bitirmemiş kadınların %62'si,
    Lise ve üzeri eğitim almış kadınların % 8,8'i fiziksel şiddet için belirtilen nedenlerden birini haklı bulmuştur.
  • Batı bölgelerinde yaşayan kadınların %32,5'i,
    Doğu bölgelerinde yaşayan kadınların %49'u uygulanan şiddetin nedenlerinden birini haklı bulmuştur.

Çalışma ve gelire sahip olma da şiddetin içselleştirilmesinde önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

  • İşi olmayan kadınların %38'i,
    Gelir getiren bir işte çalışanların %30'u
    Gelir getirmeyen bir işte çalışanların %61'i şiddeti bir nedenle haklı bulmaktadır.

Şiddete İlişkin Yasal Durum

Aile içindeki şiddetin önlenmesi amacıyla 1998 yılında çıkarılan 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun şiddete karşı önemli bir yasal güvence getirmiştir. Yasadan giderek artan sayıda kadın yararlanmaktadır.

Bu konudaki bir diğer yasal düzenleme 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’dur. 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren bu yasadaki düzenlemelerden en önemlisi kadın ve kız ayrımının kaldırılmış olmasıdır. Eski ceza kanunu kadının mağdur olduğu bir çok suçu topluma karşı işlenen suçlar olarak değerlendirirken yeni TCK ile bu anlayış terk edilmiş ve bireye karşı işlenen suçlar kapsamına alınmıştır. Evlilik içi tecavüz, işyerinde cinsel taciz gibi konulara ilk kez yasada yer verilmiştir.

Eski Türk Ceza Kanununun “töre” cinayetlerinde indirime yol açan maddesi 2000 yılında yasa kapsamından çıkarılmış olmakla beraber yeni Türk Ceza Kanunu ile “töre” cinayetleri faillerinin yasada öngörülen en ağır ceza olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılması hükmü getirilmiştir.

Belediye Kanunu ile şiddete uğrayan kadınlara hizmet vermek üzere Belediyeler de yetkili kılınmıştır. Bu Kanunla Büyükşehir Belediyeleri ile nüfusu 50.000’ni geçen belediyelere kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açmak yükümlülüğü getirilmiştir. Böylece şiddete uğrayan kadınlara verilen koruyucu ve önleyici hizmetlerin geliştirilmesi mümkün olacaktır.

Şiddete Karşı Mücadelede Kurumsal Yapı

2004 yılında, Parlamento, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, medya ve sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile “Şiddeti Önleme Platformu” oluşturulmuştur. Aile içi şiddeti özel olarak ele alan bu platform özellikle kadın ve çocuğa karşı şiddet konusuna eğilmiştir. Bu platformun çalışmalarının uzun vadede bir eylem planı olarak uygulamaya yansıtılması düşünülmektedir. Ayrıca 25 Kasım “Kadına Karşı Şiddeti Önleme Günü” kapsamında 1 yıl sürecek “Kadına Karşı Şiddete Son” kampanyası da başlatılmış durumdadır.

Ülkemizde şiddete uğrayan kadınlara hizmet veren Sığınma evi sayısı son derece yetersizdir. Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde hizmet veren konuk evlerinin sayısı 12’dir. Belediyeler bünyesinde de 3 adet konuk evi mevcuttur.

Ülkemizde bir sivil toplum kuruluşu ile İçişleri Bakanlığı arasında yapılan protokol çerçevesinde insan ticareti mağduru kadınlar için İstanbul’da sığınma evi açılmıştır. Kadın Ticareti ile mücadele konusundaki çalışmalar Genel Müdürlüğümüzün de içinde bulunduğu Dış İşleri Bakanlığı koordinasyonunda oluşturulan “ Görev Gücü” tarafından yürütülmektedir.